şiir
başlangıç - hadd bilmek
yaratılışta bana lütfedilmiş pergelin şiirselliğimin sınırlarını bellediği yerdeyim berisinde dikildiğim çizginin bir ihtilal ötesinde hükümranlığımın çöküşünü izleyeceğim
şiir
yaratılışta bana lütfedilmiş pergelin şiirselliğimin sınırlarını bellediği yerdeyim berisinde dikildiğim çizginin bir ihtilal ötesinde hükümranlığımın çöküşünü izleyeceğim
şiir
içimizde ılık ılık bir rüzgâr ve beldelerde sessiz sakin bahar kokuşmuş cenazelerimizi yıkamak için yağmur değil dert yağar işlemez müzisyenlerin besbelli parmakları kırılmış mukadder elleri yeniden işte çığırtkanlardan o ölümsüz gürültü varmıyor ozanların dilleri haykırmaya türküleri sesimiz çıkmıyorsa sabrımızdandır uyuyorsa in cin, başsız kaldığımızdandır sormak lazım bu ulu çınarın köküne
şiir
insanlar ve şehirler ölümü tattılar ve tükürdüler ana kucağında ışıktan şarkılar söylediler, hiç var olmamış şarkılar soğuk güneşler kadar minik bir bulut alevden inciler kadar dev bir bulut geçti üzerlerinden; bihaber ağlamadı bulut mutlu bile değildi, gelip geçti sessizce insanlar ve şehirler uyudular bihaber dua ediyordu yaşlı adam adı yoktu
şiir
zaman çarkı döner, çağlar gelir ve geçer, efsaneleşen anılar bırakır. efsaneler solarak mit olur ve onları doğuran çağ yeniden geldiğinde mitler bile unutulur. bir çağ’da, kimilerine göre üçüncü çağ’da, henüz gelmemiş, çoktan geçip gitmiş bir çağda, puslu dağlarda bir rüzgar yükseldi. rüzgar başlangıç değildi. zaman çarkı dönerken ne
şiir
yüzüncü gün durmaksızın devinen durmaksızın yürünen bir günün ardından durulur dişliler o saniye o saniye selama duran erin mukavemetten yoksun tez aksiyona dönüşen iradesiyle sıtop eder o saniye artık kalan yorgunluğun artık izin dahilindedir gözlerin oğuşturulması bahanelere ihtiyaç var kuşku duyduğumuz anlarda yürüdüğümüz yollardan göğüs kafesimizi görmezden gelerek şeffaf bir
şiir
kırkıncı gün şimdi nefesi kesik coğrafyalarda duyulmamıştır öğretmemiştir tanrı bazı nesnelerin adını milletlere alize nedir erilmemiştir keşfine o sırrın yine de hisseder nesneler fısıldarım ben onların cansız bedenine durgun kırgın saçlara dokunur aramakta türdeşini birkaç alize girer içlerine bırakır kendinden parçalar bir gün geri döneriz diye saçları tutar altın varaklar
şiir
birinci gün doğrulur konstantin yattığı yerden mehtapla birlikte sezaryen fikirler doluşur doğrulur doğrulmaz bekletmeden kan vardır kan kabarır o yara durmaksızın kaşınır çatlayan yeryüzleri severdi o dışarındakine benzemeyi umardı o hoşnut olmaktandan da icraatteydi konstantin yatardı geceleri ve işte taklitteydi bunu bir yarası vardı zaten hep köktenci paradigmalara vurgun yarası
News
This is Furkan Berk, a brand new site by Furkan Berk Karatas that's just getting started. Things will be up and running here shortly, but you can subscribe in the meantime if you'd like to stay up to date and receive emails when new content is