başlangıç - hadd bilmek
yaratılışta bana lütfedilmiş pergelin
şiirselliğimin sınırlarını bellediği yerdeyim
berisinde dikildiğim çizginin bir ihtilal ötesinde
hükümranlığımın çöküşünü izleyeceğim
yaratılışta bana lütfedilmiş pergelin
şiirselliğimin sınırlarını bellediği yerdeyim
berisinde dikildiğim çizginin bir ihtilal ötesinde
hükümranlığımın çöküşünü izleyeceğim
içimizde ılık ılık bir rüzgâr ve beldelerde sessiz sakin bahar kokuşmuş cenazelerimizi yıkamak için yağmur değil dert yağar işlemez müzisyenlerin besbelli parmakları kırılmış mukadder elleri yeniden işte çığırtkanlardan o ölümsüz gürültü varmıyor ozanların dilleri haykırmaya türküleri sesimiz çıkmıyorsa sabrımızdandır uyuyorsa in cin, başsız kaldığımızdandır sormak lazım bu ulu çınarın köküne
insanlar ve şehirler ölümü tattılar ve tükürdüler ana kucağında ışıktan şarkılar söylediler, hiç var olmamış şarkılar soğuk güneşler kadar minik bir bulut alevden inciler kadar dev bir bulut geçti üzerlerinden; bihaber ağlamadı bulut mutlu bile değildi, gelip geçti sessizce insanlar ve şehirler uyudular bihaber dua ediyordu yaşlı adam adı yoktu
zaman çarkı döner, çağlar gelir ve geçer, efsaneleşen anılar bırakır. efsaneler solarak mit olur ve onları doğuran çağ yeniden geldiğinde mitler bile unutulur. bir çağ’da, kimilerine göre üçüncü çağ’da, henüz gelmemiş, çoktan geçip gitmiş bir çağda, puslu dağlarda bir rüzgar yükseldi. rüzgar başlangıç değildi. zaman çarkı dönerken ne
yüzüncü gün durmaksızın devinen durmaksızın yürünen bir günün ardından durulur dişliler o saniye o saniye selama duran erin mukavemetten yoksun tez aksiyona dönüşen iradesiyle sıtop eder o saniye artık kalan yorgunluğun artık izin dahilindedir gözlerin oğuşturulması bahanelere ihtiyaç var kuşku duyduğumuz anlarda yürüdüğümüz yollardan göğüs kafesimizi görmezden gelerek şeffaf bir